Taşındım! Yeni adresim: http://nanoturkiye.net

20 Eylül 2008 Cumartesi

2008 Okawa Ödülü Sahibi Aydoğan Özcan İle Röportaj

Röportaj kategorisinde yeni yazı ile karşınızda sayın okuyucular. Bugünkü konuğumuz UCLA'da görev yapan ve 2008 Okawa ödülü alan Aydoğan Özcan. Öncelikle Aydoğan Özcan Hocamıza sorularımı cevapladığı için çok teşekkür ederim. Röportaj hakkındaki yorumlarınızı bekliyorum.

-------------------------------------------------------------------------------------------------

Adettendir, kısaca kendinizden bahsedebilir misiniz?

Bilkent Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği 2000 mezunuyum. MS ve PhD'imi Stanford Üniversitesi'nde tamamladıktan sonra, yaklaşık iki sene Harvard Tıp Fakültesi'nde Wellman Center for Photomedicine bölümünde araştırma görevlisi olarak çalıştım. 2007 yazından itibaren de UCLA EE bölümünde Bio- ve Nano-Photonics Laboratuvarının müdürü olarak çalışıyorum.

Nanoteknoloji alanına kaymanız nasıl oldu?

Harvard'da kaldığım iki sene içinde çok yüksek çözünürlükte görüntüleme üzerine ilgilenmeye başladım. Burada yaptığım çalışmalarda atomik kuvvet mikroskobunun optik versiyonu üzerine yoğunlaştım. Halen araştırma grubumda bu konu önemli bir yer işgal eder. Buna ek olarak, şimdilerde plazmonik nano yapıları kullanarak merceksiz görüntüleme üzerine de çalışma yapıyoruz. Yakında bu konuda çok güzel bir tekniği yayınlamış olacağız.

2008 Okawa ödülünü hücre tanıyan çip çalışmanız sonucu kazandınız. (Yanlışsam düzeltin) Bu sayede hızlı teşhis yapılabilecek, bu da gelişmekte olan ülkeler için çok yararlı bir durum. Bu çipin seri üretimi yapılacak mı?

Okawa ödülünü merceksiz hücre görüntüleme üzerine aldım. Grubumda geliştirdiğim bu teknoloji (biz kısaca LUCAS diyoruz, Lensless Ultrawide Field Cell Monitoring Array Platform based on Shadow Imaging - [Gölge Görüntüleme Tabanlı Merceksiz Ultrageniş Hücre Görüntüleme Dizin Platformu] ) bir iki saniye içinde 100,000 civarında hücreyi aynı anda görüntüleme imkanı tanıyor. En önemli özelliği çok yüksek bir hacme, çok hızlı bakabilmesi. Normal optik mikroskoplara göre 1000 kat daha hızlı. Yaklaşık 10-20 cm2'lik bir alanı değişik hücrelerin karakteristik imzalarını tanımak için aynı anda görüntüleyebiliyoruz. Yaklaşık 5ml'lik bir hacimdeki degişik hücreleri karakterize edebilen bu teknoloji özellikle TeleHealth uygulamaları için çok önemli. Aslında LUCAS sistemi normal kameralı cep telefonları için çok uygun. Şimdilerde grubumda LUCAS sistemini normal bir cep telefonuna uygulama üzerine çalışıyoruz. Bu çalışmanın etkisi çok önemli, çünkü cep telefonları bugün her yerde. Ve bu telefonların birçok yüksek teknoloji özelliklerini bir tıbbi laboratuvar gibi kullanabilmek özellikle gelişmekte olan ülkelerde tıbbi tarama yapmak için çok önemli. Cep telefonu projesinin daha da ilerlemesi durumunda seri üretimi de düşünüyoruz.

Başka hangi konularda çalışıyorsunuz, ne gibi uygulamaları hayata geçirebilirsiniz?

Benim UCLA'daki grubum şimdilerde LUCAS dışında plazmonik nano yapıları kullanarak görüntüleme üzerine çalışıyor. Bu proje çok yüksek çözünürlükte görüntülemeyi, mercek kullanmadan bir çip üzerinde yapmayı amaçlıyor. Böyle bir sistem özellikle mikrosıvı sistemlerde görüntüleme yapmak için çok önemli. Diğer bir projemiz yakın alan taramalı optik mikroskopisi üzerine. Kısaca atomik kuvvet mikroskopunun optik versiyonunu geliştirmeye çalışıyoruz. Bu projenin basarı ile sonuçlanması DNA'nın çok hızlı ve ucuz sekanslanmasına yol açabilir. Böyle bir sistem özellikle de "kişilere özel hekimlik" için çok önemli. Her insanın DNA'sını doğumla birlikte 1000$'ın altına sekanslayabilirsek, ve bu bilgiyi hastalıkların riskleri ile eşleştirebilirsek, kişiye özel tıbbi yöntemleri, ilaçları da geliştirebilme imkanımız olur.

Nanoteknoloji birçok kesim tarafından bir sonraki sanayi devrimi olarak nitelendiriliyor. Bu görüşe katılıyor musunuz? Yakın zamanda nanoteknoloji hayatımızı ne kadar etkileyecek?

Aslinda nanoteknoloji denen kavram çok eskiye dayanıyor, yani yeni bir bilimsel akım değil. Sadece yeni "moda" diyebiliriz. Literatürdeki yayınlara bakarsanız, 30-40 sene öncesinde bile bugün nanoteknoloji içinde sayacağımız kavramların tartışıldığını ve araştırıldığını görürsünüz. Bu anlamda nanoteknoloji aslında 80'li 90'lı yıllardan itibaren hayatımızı etkiliyor. Şimdilerde nanoteknolojinin moda olmasının en önemli nedeni, sanıyorum elimizdeki teknolojinin nano seviyesinde araştırma yapmak için eskiye göre çok daha elverişli olması. Bu çıkan sonuçların daha hızlı ve daha geniş etkili olmasını sağlıyor, ve önceki dönemlerde hayal edilemeyen çalışmaları yapmamızı sağlıyor.

Genetik, nükleer enerji gibi alanlar toplumda bir antipatiye yol açtığı için, bu alanlarda gelişmeler yavaşladı. Çevreye ve sağlığa zarar verdiğinden dolayı, insanlar bu teknolojilere soğuk bakmaya başladılar. Aynı şey nanoteknolojinin de başına gelebilir mi? Nanoteknolojinin de aynı kaderi paylaşmaması için neler yapılmalı?

Her teknoloji icin aynı tehlike soz konusu. Nanoteknolojinin sınırlarını çizmek çok kolay değil. O açıdan yanlış bir uygulama nanoteknoloji içinde bahsettiğimiz alanları da çok kolaylıkla aynı derece de antipatik yapabilir. Bu konuda üniversitelerde bilim etiği ve bilimin topluma etkileri ile alakalı çalışmaların hızlanması gerekli. Yetişen bilim adamları mutlaka gelişen teknolojinin dünyada yaratacağı etkiler üzerinde daha bilinçli olmalılar. Bu konuda benim neslim aldığımız eğitim açısından çok eksik. Benim doktoramın sonlarına doğru yavaş yavaş bu konular konuşulmaya başlıyordu. Umuyorum gelecek dönemlerde bu konu daha çok vurgulanır üniversite müfredatında.

Türkiye nanoteknoloji devriminden nasıl etkilenir? Nanoteknoloji devrimi bir sıçrama tahtası olabilir mi? Nanoteknolojiden faydalanmak için ne gibi adımlar atılmalı?

Türkiye'deki üniversitelerde rekabet ortamının daha da artması lazım. Başarılı akademisyenler için teşvik sisteminin gelişmesi gerekli. Projeler alıp, büyük gruplar, büyük merkezler kurmanın bir kültür haline gelmesi ve özendirilmesi gerekli. Bugün Bilkent Üniversitesi bu konuda Turkiye'nin en öndeki kurumu. Dışarıdan bakınca Bilkent'teki nano alanındaki aktiviteler beni çok mutlu ediyor. Bu güzel ortamın diğer üniversitelerdeki standartları da artırması çok önemli. Rekabet ortamı, güzel "rol modeller" Türkiye için çok önemli. Politik tartışmalar yerine, yapılan işin kalitesini artırmaya yönelik, beraber çalışmayı teşvik edecek bir yapılanmaya gidilmeli. Eğer güçlü bir üniversite olmayı istiyorsanız, çevrenizdeki üniversitelerin de çok güçlü olması gerekli. Harvard-MIT, Stanford-Berkeley, Caltech-UCLA-USC bunun önemli örnekleri. Aynı şehirdeki bu güçlü üniversiteler birbirlerinin programlarını destekler ve çok güçlü bir cazibe merkezi oluşturmaya çalışırlar. Bizim de Türkiye'de aynı külturü geliştirmemiz ve tatlı sert bir rekabet içinde, birbirimizi daha güçlü hale getirmemiz gerekli.

Hangi bölümlerde okuyan öğrencilere nanoteknoloji eğitimi önerirsiniz? Sayısal alandaki tüm öğrenciler için nanoteknoloji faydalı olabilir mi?

Alan isimleri bugün popüler olabilir, yarın durum değişebilir. Ayrıca nanoteknoloji gibi bir alanın sınırlarını çizmek çok zor. Bu tür alan isimlerine yönelmek yerine, önemli problemleri tanımak bence genç bilim adamları için daha güzel fırsatlar oluşturabilir. Örneğin önümüzdeki 10-20 sene bence en ateşli olacak konulardan biri "Enerji". Dünya'nın enerji problemlerinin çözümü için birçok farklı disiplinden bilim adamının bir araya gelerek çözümler üretmesi gerekli. Ve bu konuda çalışma yapmak yeni bilim adamları için çok güzel imkanlar oluşturacaktır.

Türkiye'ye dönmeyi düşünüyor musunuz?

Türkiye benim için herşeyin üzerinde. Ancak alacağım herhangi bir kararda profesyonel ortam benim için ilk kriter olacaktır. Diğer bir değişle, bu sorunun cevabını ben değil, Türkiye'nin yapacağı hamleler belirler.

Okurlarımıza söylemek istediğiniz mesaj var mı?

Basında ve internette bilimle uğraşan insanların yer işgal etmeleri, bu ben ya da başkası olabilir, benim için çok önemli. Türkiye'nin genç nüfusu en önemli gücü, ve bu genç kitleye düzgün modeller sunulması lazım.

-------------------------------------------------------------------------------------------------

1 Ocak 2009 güncellemesi: TGRT haberin 4 dakikalık röportajı.

Röportaj hakkındaki yorumlarınız bekliyorum.

Aydoğan Özcan'ın sayfası: http://www.ee.ucla.edu/faculty-ozcan.htm

5 yorum:

fairwaydedi ki...

Röportajı paylaştığınız için teşekkür ederim.

Ahmet Yükseltürkdedi ki...

Ben de teşekkür ederim.

Ahmet Alp Balkandedi ki...

Çok güzel bir röportaj tebrikler.

Mehmet .Akyoldedi ki...

Oncelikle tebrik ederim güzel bir röportaj olmus. Sonra da aklımada geldi okurken, Aydogan Ozcan ile roportaj fırsatını nasıl buldunuz? Basarılarınızın devamını dilerim...

Ahmet Yükseltürkdedi ki...

Mehmet e-posta ile soruları gönderdim, hocamız da cevapladı sağolsun.

 

Yukarı