Taşındım! Yeni adresim: http://nanoturkiye.net

26 Eylül 2008 Cuma

Yoksa Nanoteknoloji Fos Mu Çıkacak?

Birçok yerde artık nanoteknoloji kelimesine rastlıyoruz. Dünya'da birçok kişi bu konu üzerine yazıyor, çiziyor, araştırma yapıyor. Nanoteknoloji o kadar popüler oldu ki, "nano" eki özellikle küçük boyutlu ürünlerde "artistik" bir ek olarak kullanılmaya başlandı: iPod Nano, Tata Nano.

Peki hemen hemen her nanoteknoloji tanıtım yazısında vaad edilen şeyler gerçek olacak mı? İstenilen özellikte malzemeler yapma, nanofabrikalar, vücudumuz içinde sağlık kontrolü yapan robotlar vs. vs.

Tabi ki tüm vadedilen şeyler gerçek olmayacak! Ya da çok uzun yıllar sonra anca gerçekleşecek. Neden? Çünkü insanlar yapmak istedikleri şeyin ne kadar karmaşık olduğunu bir konu ile ilgilenmeye başladıktan sonra anlamaya başlıyor.

Nanoteknoloji insanlığın karşılaştığı ilk teknoloji değil. Bundan önceki yıllarda da bazı yeni bilimler ortaya çıkmış, çok popüler olmuş, ve sanki Dünya'daki birçok soruna çözüm olacak edası ile sunulmuştu. Benim aklıma gelen 4 teknoloji var: uzay, robotik, bilgisayar, genetik.

1960'larda insanoğlu uzaya çıktıktan sonra, gündem uzay oluverdi. Yeni gezegenler keşfedilecek, belki Dünya'da çok az bulunan madenler uzaydan getirilecek, başka bir gezegene yerleşerek Dünya'nın nüfus sorununa çözüm bulunacaktı, uzay turizmi çok normal bir olay haline gelecekti.

Robotlar gelişmeye başladığı zaman ise sanırım moda cümle şu idi "Tüm işlerinizi yapan, her dediğinizi anlayan, insandan farklı olmayan robotlardan" herkesin evinde olacak. Oldu mu? Hayır.

Bilgisayarlar gelişmeye başladığı zaman ise "Yapay zekaya sahip bilgisayarlar çıkacak. İnsan beyninden daha zeki olan bu makineler, insanın yaptığı herşeyi hatta daha fazlasını yapacak." favori cümle idi.

Genetik bilimi yaygınlaşmaya başlandığında ise "İstediğimiz özelliklere sahip meyve, sebzeler yetişecek, tarlalar çok verimli olacak, tarımda hiç zaiyat olmayacak, canlılara istediğimiz maddeleri üretticeğiz" gibi cümleler dolaşmaya başlanmıştı.

Dediklerim yanlış anlaşımasın. Tabi ki saydığım 4 teknolojinin insanlığa birçok katkıları oldu, bunu herkes biliyor. Yüksek hedefler koymak çok önemli. Çünkü hedefiniz ne kadar yüksekse, o kadar başarılı oluyorsunuz. Vurgulamak istediğim şey, bu teknolojiler çıktığında konulan hedeflere hâlâ tam ulaşamamız olduğumuz.

Ama olaya bir de şu açıdan bakalım: Belki insandan zeki bilgisayarlar üretilemedi, ama daha düşük bilgisayarlar bile Dünya'yı değiştirmeye yetti. Bilgisayar ve internet ile yepyeni mecralar oluştu. Bu teknolojiye erkenden sahip olan toplumlar kazançlı çıktı.

Her istediğimizi yapamayan robotlar hâlâ piyasada yok iken, fabrikalar robotları üretim alanlarında kullanıyorlar. Ve endüstriyel robot üretebilen ülkeler bu durumdan faydalanıyor.

Nanoteknoloji ile gerçekleşmesi beklenen "müthiş" gelişmelerin hâlâ varolmamasından dolayı, bazı insanların nanoteknolojiye olan güvenleri azalabilir. 20 yıl sonra belki vücudumuzun içinde dolaşan robotlar olmayacak ama, nanoteknolojinin o günkü imkanlarını kullanabilen toplumlar çok kazançlı olacak. O yüzden şimdiden, Dünya ile yaklaşık aynı seviyede iken bu konuya yönelmemiz lazım.

Geçmişten verdiğim teknoloji örnekleri ile nanoteknolojiye olan güveninizin sağlamlaştırmak istedim.

Yorumlarınızı bekliyorum.

4 yorum:

selim zaloğludedi ki...

Bilimi ben hızlı tren gibi görüyorum. Birileri treni imal ediyor birileri kumanda ediyor birileride yetişebildiği vagona binmeye çalışıyor. Eğer o trene binilirse bilimin sonsuzluğuna doğru hızla ilerlenmiş binilemediği takdirde ise bir sonraki trenide kaçırmış oluyor yerinizde bile sayamıyor geriye doğru gitmeye başlıyorsunuz. Japonya en güzel örnek küçücük bir ülke azıcık insan ve dünya ekonomsinde herzaman ilk 5 arasında. Atom bombasından dolayı bitki yetiştiremeyen meyve ve sebze satışlarının marketlerde tane hatta dilim ile satıldığı bir ülke. Ancak bu ülke insanları bugünlerde çıkmasını beklediğimiz 3. nesil cep telefonu (cep telefonu ile karşılıklı görüntülü konuşabilme imkanı v.b.) teknolojisine bizim o şu anda takoz tabir edilen telefonları kullandığımız tarihlerde ulaşmışlardı. Ulu önder Atatürk' ün muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkacağız sözü ne güzel ifade ediyor. Hiçbir zaman için geç kalınmış değildir. Başlayalım çalışalım. Nano-teknolojide atılım yapamassak bir sonraki teknolojide yaparız. Yeterki Atatürk' ün ve ülkem insanlarının o günkü ruhuna azmine sahip olabilelim.

Ahmet Yükseltürkdedi ki...

Selim Zaloğlu, tren benzetmeniz güzel. Çalışırsak başarırız, yeter ki çalışalım. Fakat nanoteknoloji de olmazsa, başka bir teknoloji de yaparız demişsiniz. Nanoteknoloji de orta seviyeye gelemezsek, bunun bedeli daha önceki teknoloji kaçırışlarımızdan çok daha fazla olabilir. Çünkü nanoteknoloji neredeyse her sektörü etkiliyor.

fairwaydedi ki...

Katılıyorum size. İsterseniz genele yayalım. Bütün bilim dalları için geçerli diyelim. Siz nanoteknoloji ile ilgilendiğiniz için gelecek nanoteknolojide dersiniz. Bende bilgisayar teknolojileri ile ilgilendiğim için gelecek bilgisarlar ve internette diyebilirim. Çünkü bütün bilim dalları aslında birbiriyle bağlantılı ancak kendi içerisinde değişim ve gelişim göstermekte. Aslında her ikiside doğru ancak eksik kalıyor. Ülke olarak gerekli araştırmalar yapılarak Türkiye için en önemli sektörler ve bilim dalları belirlenmeli ve yeni yetişen gençleri o yönde eğtim ve iş alanları oluşturulmalı diye düşünüyorum. Ayrıca bu bolguda yine nanoteknoloji konusunda bilgilenmek amacıyla takip ediyorum. Lafı geçmişken emeği geçen herkese teşekkürler...

Ahmet Yükseltürkdedi ki...

Fairway, evet Türkiye kendisine bilimde bir hedef belirlemeli ve bilimsel gücünün çoğunu bu belirlediği alana yönlendirmeli. Bu nanoteknoloji olabilir. Nanoteknoloji ile geri kaldığımız teknolojilerde öne geçebiliriz. Ama öncelikle nanoteknolojinin hedef olarak belirlenmesi lazım. Blogu takip ettiğiniz ve yorum bıraktığınız için teşekkürler.

 

Yukarı